Borçlar Hukukunun Temel Yapısı ve Kaynakları
Borçlar Hukuku, Medeni Hukukun borç ve borç ilişkilerini düzenleyen bölümünü oluşturur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 646. maddesi, bu kanunun 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun Beşinci Kitabı olduğunu ve onun tamamlayıcısı niteliği taşıdığını açıkça ifade etmektedir. 11 Ocak 2011 tarihinde kabul edilerek 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu, 22 Nisan 1926 tarihli ve 818 sayılı eski Borçlar Kanunu'nun yerini almıştır.
Türk Borçlar Kanunu iki ana kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısım, tüm borç ilişkileri için geçerli olan temel esasları — borç ilişkilerinin doğumu, hükümleri ve sona ermesi gibi konuları — düzenleyen genel hükümleri kapsar. "Özel Borç İlişkileri" başlığını taşıyan ikinci kısımda ise satım, bağışlama, kira, eser, vekâlet ve hizmet gibi çeşitli sözleşme ilişkilerine ve vekâletsiz iş görme ile havale gibi özellik taşıyan bazı hukuki ilişkilere ilişkin hükümler yer almaktadır. Türk Borçlar Kanunu'nun yanı sıra, borç ilişkilerine uygulanacak çeşitli özel kanunlar da bulunmaktadır. Öte yandan Türk Medeni Kanunu'nun 5. maddesi, Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümlerinin uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanabileceğini hükme bağlamaktadır.
Sözleşme Özgürlüğü İlkesi
Borçlar Hukukunun temel ilkesi, tarafların hukuki ilişkilerini kendi iradeleriyle serbestçe belirleyebilmesi, diğer bir ifadeyle sözleşme özgürlüğüdür. Bu ilke, irade özerkliği ilkesinin bir görünüm biçimidir. Medeni Hukukun diğer alanlarıyla kıyaslandığında, Borçlar Hukukunda sözleşme özgürlüğünün daha geniş bir çerçevede tanındığı görülmektedir.
TBK'nın 26. maddesi uyarınca taraflar, sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilir. Bu özgürlük birkaç farklı biçimde tezahür eder: Her şeyden önce, kişiler sözleşme yapıp yapmama konusunda serbesttir; kural olarak kimse iradesi dışında bir sözleşme ilişkisine girmek zorunda değildir. Sözleşme yapma zorunluluğu, ancak kanun tarafından öngörüldüğünde ya da iradi olarak bu yükümlülük altına girildiğinde söz konusu olur. İkinci olarak, sözleşme özgürlüğü, sözleşmenin içeriğini belirleme özgürlüğünü kapsar. Üçüncü olarak, kanun tarafından sözleşmenin geçerliliği için belirli bir şekil öngörülmedikçe taraflar sözleşmenin şeklini de serbestçe belirleyebilir.
Bu özgürlüğün sınırları ise TBK'nın 27. maddesinde çizilmiştir. Buna göre kanunun emredici hükümlerine, ahlâka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı olan ya da konusu imkânsız bulunan sözleşmeler kesin olarak hükümsüz sayılmaktadır.
Borç İlişkisi ve Temel Kavramlar
Borç ilişkisi, geniş anlamıyla, çeşitli borçların doğumuna dayanak oluşturan hukuki ilişkiyi ifade eder. Bu çerçevede sözleşmeden doğan borç ilişkileri (TBK 1-48), haksız fiillerden doğan borç ilişkileri (TBK 49-76) ve sebepsiz zenginleşmeden doğan borç ilişkileri (TBK 77-82), geniş anlamda borç ilişkisinin başlıca örneklerini oluşturur. Söz konusu borç ilişkilerinden doğan münferit borçları ifade etmek için ise dar anlamda borç ilişkisi ya da kısaca "borç" kavramı kullanılmaktadır.
Borç kavramı, borçlunun alacaklıya karşı borç konusu olan edimi yerine getirme yükümlülüğünü ifade eder. Edim, borcun konusuna verilen addır ve çeşitli biçimlerde sınıflandırılabilir. Borçlunun davranışı bakımından yapma, yapmama ve verme borçlarından söz edilir. Borç konusunun niteliğine göre parça borcu ve çeşit borcu ayrımı yapılır. Edimin yerine getirilmesinin süreye yayılması açısından ise ani, sürekli ve dönemli edim ayrımı önem taşır.
Borç ilişkisi kural olarak alacaklıya, edimin yerine getirilmesini talep etme hakkını tanır. Bununla birlikte bazı borç ilişkilerinde alacaklının bu talep yetkisi bulunmaz; bu tür borçlar eksik borç olarak adlandırılır. Kumar ve bahisten doğan borçlar, evlenme tellallığından doğan borçlar, ahlaki görevlerin ifasından doğan borçlar ve zamanaşımına uğramış borçlar eksik borç niteliğindedir. Eksik borçlarda alacaklı borcun ifasını talep edemez; ancak borçlu borcu gönüllü olarak ifa ederse bu ifa geçerli sayılır ve geri istenemez.
Borç ilişkisinin bir diğer temel özelliği nisbî niteliğidir. Buna göre borç ilişkisi kural olarak yalnızca tarafları arasında hüküm doğurur; üçüncü kişiler borç ilişkisinin dışında kalır. Örnek vermek gerekirse, A ile B arasındaki satış sözleşmesinde alıcı A'nın alacak hakkını yalnızca satıcı B'ye karşı ileri sürmesi mümkündür. B'nin satış konusu malı üçüncü kişi Ü'ye devretmesi hâlinde A, Ü'ye karşı herhangi bir talepte bulunamaz; borcunu yerine getirmeyen B'ye karşı sorumluluğu ileri sürebilir. Ne var ki taşınmazlar üzerindeki bazı alacak haklarının tapu kütüğüne şerh verilmesi suretiyle üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir hâle gelmesi mümkündür.
Borçların Kaynakları
Türk Borçlar Kanunu, genel hükümler kısmının "Borç İlişkisinin Kaynakları" başlıklı birinci bölümünde üç temel borç kaynağını düzenlemiştir: sözleşmeden doğan borç ilişkileri, haksız fiillerden doğan borç ilişkileri ve sebepsiz zenginleşmeden doğan borç ilişkileri. Bu üç kaynak dışında kanunun öngördüğü başka borç kaynakları da mevcuttur; hısımlık ilişkilerine bağlı nafaka borçları ile vekâletsiz iş görmeden doğan borçlar (TBK 526 vd.) bu kapsamda değerlendirilebilir.
Söz konusu borç kaynakları, borcun doğumunda kişinin iradesinin üstlendiği rol bakımından birbirinden ayrılır. Sözleşmelerden doğan borçlarda iradenin rolü, tarafın arzu ettiği hukuki sonucun gerçekleşmesini sağlamaktır. Haksız fiillerde ise irade hukuka aykırı bir sonuca yönelmiş olup bu durum meydana gelen zararı tazmin yükümlülüğünü doğurur. Sebepsiz zenginleşmeden doğan borçlarda ise borcun doğumunda iradenin herhangi bir rolü bulunmamaktadır.
Sözleşmelerin Türleri ve Kurulması
Borçlar Hukuku sözleşmeleri, konuları itibarıyla çeşitli biçimlerde sınıflandırılabilir. Bir mal ya da hakkın devrini amaçlayan sözleşmeler arasında satış ve bağışlama sözleşmesi sayılabilir. Bir mal ya da hakkın kullanımının devredildiği sözleşmelere kira, kullanım ödüncü ve tüketim ödüncü sözleşmeleri örnek gösterilebilir. Taraflardan birinin işgörme borcu altına girdiği hizmet, eser ve vekâlet sözleşmeleri "işgörme sözleşmeleri" olarak adlandırılır. Saklama sözleşmesi gibi bir şeyin muhafazasını konu alan sözleşmeler muhafaza sözleşmeleri; kefalet, ipotek ve garanti sözleşmeleri gibi bir borcun yerine getirilmesini güvence altına almayı amaçlayanlar ise teminat sözleşmeleri olarak nitelendirilir.
Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen sözleşme tipleri arasında satış, mal değişimi, bağışlama, kira, ödünç, hizmet, eser, yayım, vekâlet, saklama, kefalet, ömür boyu gelir ve ölünceye kadar bakma ile adi ortaklık sözleşmeleri yer almaktadır. Bunların yanı sıra, özel kanunlarla düzenlenmiş sözleşme tipleri de bulunmaktadır; finansal kiralama sözleşmesi buna örnek gösterilebilir. Kanunda düzenlenmemiş olan sözleşmeler ise "isimsiz" ya da "atipik" sözleşmeler olarak anılır. Kredi kartı sözleşmesi, finansal kiralama, genel alacak tahsili ve franchise sözleşmesi bu nitelikteki sözleşmeler arasında sayılabilir.
Sözleşmeler, tarafların irade beyanlarının uyuşmasıyla kurulur. Türk Borçlar Kanunu, sözleşme kurma amacına yönelmiş irade beyanlarından zaman itibarıyla önce yapılanını öneri — icap ya da teklif — olarak adlandırmaktadır. Bir irade beyanının öneri niteliği taşıyabilmesi için yapılmak istenen sözleşmenin esaslı unsurlarını içermesi gerekir. Öneriye uygun bir kabul beyanıyla sözleşme kurulmuş sayılır. İrade beyanlarının sözleşmeyi kurabilmesi için tarafların hem objektif hem de subjektif esaslı noktalar üzerinde anlaşmış olmaları şarttır. Sözleşme kurma amacına yönelmiş irade beyanlarının açık bir irade beyanı biçiminde olması zorunlu değildir; örtülü irade beyanı da bu amaca hizmet edebilir.
Önemli Noktalar
- Borçlar Hukuku, Türk Medeni Kanunu'nun tamamlayıcısı niteliğinde olup temel kaynağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'dur; bu kanun 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe girmiştir.
- Sözleşme özgürlüğü ilkesi, tarafların sözleşme yapıp yapmama, içeriğini ve şeklini belirleme serbestisini kapsar; bu özgürlük yalnızca kanunla sınırlandırılabilir.
- Borç ilişkisi kural olarak nisbî nitelik taşır; yani yalnızca taraflar arasında hüküm doğurur ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
- Türk Borçlar Kanunu üç temel borç kaynağını düzenler: sözleşmeden doğan borç ilişkileri, haksız fiillerden doğan borç ilişkileri ve sebepsiz zenginleşmeden doğan borç ilişkileri.
- Eksik borçlarda alacaklının doğmuş alacağı talep etme yetkisi bulunmaz; ancak borçlunun gönüllü ifası geçerli sayılır ve iade istenemez.
- Sözleşmeler, tarafların sözleşmenin esaslı noktaları üzerindeki irade beyanlarının karşılıklı ve birbirine uygun biçimde örtüşmesiyle kurulur.
Temel Kavramlar
| Kavram | Tanım |
|---|---|
| Borç ilişkisi | Geniş anlamıyla, çeşitli borçların doğumuna dayanak oluşturan hukuki ilişki; dar anlamıyla ise borçlunun alacaklıya karşı edimi yerine getirme yükümlülüğü. |
| Sözleşme özgürlüğü | Tarafların hukuki ilişkilerini kendi iradeleriyle belirleyebilmesi; sözleşme yapıp yapmama, içeriğini ve şeklini serbestçe belirleme hakkı. |
| Eksik borç | Alacak hakkı doğmasına karşın alacaklının talep etme yetkisinin bulunmadığı borç türü; kumar, bahis ve zamanaşımına uğramış borçlar bu niteliktedir |
| Nisbîlik ilkesi | Borç ilişkisinin kural olarak yalnızca taraflar arasında hüküm doğurması; üçüncü kişilerin borç ilişkisinin dışında kalması |
| Haksız fiil | Hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışla başkasına zarar verilmesi sonucu doğan borç ilişkisi; zararın tazmin yükümlülüğünü ortaya çıkarır |
| Sebepsiz zenginleşme | Geçerli bir hukuki sebep olmaksızın başkasının malvarlığı aleyhine gerçekleşen zenginleşme; borçlunun bu zenginleşmeyi iade etme yükümlülüğü doğar |
Başvurulabilecek Kaynaklar
- Akyol, Ş. (1995). Borçlar Hukuku Genel Hükümler I. İstanbul.
- Eren, F. (2010). Borçlar Hukuku Genel Hükümler. İstanbul.
- Kocayusufpaşaoğlu, N. (2010). Borçlar Hukukuna Giriş, Hukuki İşlem, Sözleşme. İstanbul.
- Kılıçoğlu, A. (2012). Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Ankara.
- Oğuzman, M. K. & Öz, T. (2012). Borçlar Hukuku Genel Hükümler C.I. İstanbul.
- Reisoğlu, S. (2011). Borçlar Hukuku Genel Hükümler. İstanbul.
- Tekinay (1993). Borçlar Hukuku Genel Hükümler (7. Bası). İstanbul.
- Akıntürk, T. & Ateş Karaman, D. (2012). Borçlar Hukuku (18. B.). İstanbul.