Sofiapedi
İşletme ve YönetimTemel

‘Yönetimin Temel İlkeleri ve İşlevleri’

‘Yönetim düşüncesi klasik, neoklasik ve modern teorilerden geçerek gelişmiştir. Modern yönetim teorisi sistem yaklaşımı ve durumallık yaklaşımını birleştirir; işletme birbirine bağlı alt sistemlerden oluşan bir bütündür ve tüm örgütler için tek bir doğru yoktur; çözümler koşullara göre farklılaşır.’

·5 dk okuma

Yönetim Teorilerinin Gelişimi

Yönetim düşüncesi tarihsel süreç içinde birbirini izleyen teorik aşamalardan geçerek bugünkü biçimini almıştır. Klasik yönetim teorisi, örgütlerin başarıya ulaşabilmesi için yapı, süreç, ilkeler ve standartlar üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu teorinin temel savı; örgütlerin doğru ilke ve standartlar çerçevesinde kurulması halinde süreçlerin sağlıklı işleyeceği, doğru bir biçimsel yapı oluşturulursa örgütün başarıya ulaşacağı yönündedir.

Neoklasik yönetim teorisi ise klasik anlayışa yönelik ciddi eleştiriler yönelterek farklı bir perspektif ortaya koymuştur. Neoklasikler, klasik teorisyenlerin örgütün biçimsel yönüne aşırı ağırlık verdiğini ve insan unsurunu göz ardı ettiğini ileri sürmüştür. Bunun yanı sıra klasik yaklaşımın gerçekle bağdaşmayan bir görüntü ortaya koyduğunu da vurgulamışlardır. Bununla birlikte neoklasik yaklaşım da eleştirilerden payını almıştır; örgütü mutlu bir aile, yöneticiyi ise şefkatli bir baba olarak nitelendirmek gerçek yaşamla örtüşmemektedir.

Her iki teorinin de birbirini yok sayması ve yalnızca kendi yaklaşımını evrensel doğru olarak sunması, yeni bir teorik arayışı kaçınılmaz kılmıştır. İşletme bilimine farklı disiplinlerden araştırmacıların katılmasıyla birlikte modern yönetim teorisi doğmuştur. Biyolojideki genel sistem kuramından beslenen bu teorinin iki temel bileşeni bulunmaktadır: sistem yaklaşımı ve durumallık yaklaşımı.

Sistem Yaklaşımı ve İşletmenin Bütünsel Yapısı

Sistem, sınırları açıkça belirli olan, ortak bir amaca yönelik organize bir dönüşüm süreci içinde girdiler alıp çıktılar üreten ve bileşenleri birbirleriyle sürekli etkileşim halinde olan bir bütündür. Bu tanım çerçevesinde işletme de bir sistem olarak ele alınmaktadır. İşletme, ortak bir amaç doğrultusunda çevresinden girdiler almakta; bu girdileri belirli süreçlerden geçirerek ürün veya hizmete dönüştürmektedir.

Üretim, pazarlama, insan kaynakları, finansman, halkla ilişkiler ve araştırma-geliştirme gibi bölümler işletmenin alt sistemlerini oluştururken; sektör koşulları, devlet düzenlemeleri, ekonomik ve politik etkenler işletmenin üst sistemlerini meydana getirir.

Yöneticiler, bu bütünsel yapı içinde belirleyici bir konuma sahiptir. Aldıkları kararlarla işletmeye yön veren yöneticiler; değişen koşullara uyum sağlamak, kaynakları yararlı ürün ve hizmetlere dönüştürmek, etkin iletişim kurmak ve işletme içi ile dışı paydaşlarla koordinasyonu sağlamak gibi kritik işlevleri üstlenmektedir.

Durumallık Yaklaşımı

Modern yönetim teorisinin ikinci temel bileşeni olan durumallık yaklaşımı, tüm örgütler için geçerli tek bir doğrunun bulunmadığını savunur. Bu yaklaşıma göre örgütler; sahip oldukları teknoloji düzeyine, çevrenin değişim hızına, örgütün büyüklüğüne, çalışanların niteliğine ve sektörün özelliklerine göre birbirinden farklı çözümlere ihtiyaç duyar. Bir başka deyişle, her örgütün kendine özgü bir reçetesi vardır.

Bu anlayış çerçevesinde yöneticilerin temel sorumluluğu, örgütün içinde bulunduğu koşulları doğru biçimde analiz ederek en uygun kararı vermektir. Bunun için kapsamlı bir iç ve dış çevre analizi yapılması zorunludur.

İşletme Fonksiyonları ve Mülkiyet Yapıları

İşletmeler, faaliyetlerini birbirine bağlı çeşitli fonksiyonlar aracılığıyla sürdürür. Pazarlama fonksiyonu, tüketicilerin arzu ve isteklerini tespit ederek yatırım ve üretim faaliyetlerini bu doğrultuda yönlendirir; üretimden sonra ürünleri tüketicilere ulaştırır ve satış öncesinde, sırasında ve sonrasında tüketici tepkilerini izleyerek üretim fonksiyonuna rehberlik eder. Stratejik önemi nedeniyle diğer fonksiyonların önünde konumlanır.

Finans fonksiyonu kapsamında ise finansal analiz ve kontrol, finansal planlama, aktiflerin yönetimi ile ihtiyaç duyulan fonların temini gibi faaliyetler yer almaktadır. Finans yöneticisi, yatırılan her liranın alternatif maliyetini göz önünde tutarak kârlılık ile risk arasında denge kurar. Aynı zamanda işletme ortaklarının, çalışanların, toplumun, devletin ve tüketicilerin çıkarlarını dengelemek de finans yöneticisinin sorumluluğundadır.

İnsan kaynakları fonksiyonu ise çalışanların performansındaki yetersizlikleri gidererek beklenen yeterlikleri kazandırmayı amaçlar. İşletmeler; çalışanlarını eğiterek, örgüt içindeki gelişimlerine katkı sağlayarak ve beceri ile yeteneklerinin daha etkin kullanılmasına olanak tanıyarak örgütsel hedeflere ulaşmaya çalışır.

Mülkiyet yapısı açısından değerlendirildiğinde işletmeler özel, kamu ve karma olmak üzere farklı biçimlerde örgütlenebilir. Mülkiyet ve sermayesinin tamamı ya da yarısından fazlası özel kişilere ait olan işletmeler özel işletme olarak tanımlanır; bu işletmeler kapitalist ekonominin temelini oluşturur ve temel amaçları kâr elde etmektir. Türkiye'de özel işletmeler Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde kurulur ve faaliyet gösterir. Kamu işletmeleri ise büyük sermaye yatırımı gerektiren ve özel kesimin yetersiz kaldığı alanlarda devlet eliyle kurulur. Türkiye'deki örnekler arasında TİGEM, PTT, TCDD, THY, Ziraat Bankası ve TÜRKSAT sayılabilir. Sermayesini kamu ve özel kişilerin birlikte oluşturduğu yapılar ise karma işletme olarak adlandırılır; kamuya ait sermaye payının yüzde ellinin üzerinde olması durumunda bu tür işletmeler kamu işletmesi niteliği kazanır. Dünya genelinde son yıllarda kamu işletmelerinin özelleştirilmesi yönünde belirgin bir eğilim gözlemlenmekte olup Türkiye'de de bu süreç devam etmektedir.

Önemli Noktalar

  • Klasik yönetim teorisi örgütsel başarıyı doğru yapı, süreç, ilkeler ve standartlara bağlarken; neoklasik teori insan unsurunu merkeze alarak bu yaklaşımı eleştirmiştir.
  • Her iki teorinin de birbirini yok sayması ve evrensellik iddiasında bulunması, modern yönetim teorisinin doğmasına zemin hazırlamıştır.
  • Modern yönetim teorisi, biyolojideki genel sistem kuramından hareketle geliştirilmiş olup sistem yaklaşımı ve durumallık yaklaşımı olmak üzere iki temel bileşenden oluşur.
  • Durumallık yaklaşımına göre tüm örgütler için geçerli tek bir doğru yoktur; örgütler teknoloji düzeyi, çevre değişimi, büyüklük ve sektör özelliklerine göre farklı çözümlere ihtiyaç duyar.
  • İşletme bir sistem olarak ele alındığında; üretim, pazarlama ve insan kaynakları gibi bölümler alt sistemi, sektör ve devlet gibi dış etkenler ise üst sistemi oluşturur.
  • Kamu işletmelerinin özelleştirilmesi dünya genelinde yaygınlaşan bir eğilim olup Türkiye'de de bu süreç sürmektedir.

Temel Kavramlar

KavramTanım
SistemSınırları açıkça belirli olan, ortak bir amaca doğru organize bir dönüşüm süreci içinde girdiler alıp çıktılar üreten, bileşenleri birbirleriyle etkileşim halinde olan bütün
Durumallık YaklaşımıTüm örgütler için geçerli tek bir doğrunun bulunmadığını; örgütlerin teknoloji, çevre, büyüklük ve sektör gibi koşullara göre farklı çözümlere sahip olduğunu savunan yönetim yaklaşımı
Özel İşletmeMülkiyet ve sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası özel kişilere ait olan, temel amacı kâr elde etmek olan işletme türü
Karma İşletmeSermayesini kamu ve özel kişilerin birlikte oluşturduğu işletme türü
Fırsat MaliyetiBir kaynağa yapılan yatırımın alternatif kullanımından vazgeçilmesiyle ortaya çıkan maliyet; finans yönetiminde kaynak kullanımında dikkate alınan temel kavram
Kamu İktisadi Teşebbüsü (KİT)İktisadi Devlet Teşekkülleri ile Kamu İktisadi Kuruluşlarını kapsayan, devlet eliyle kurulan ve yönetilen kamu işletmelerinin genel adı

Başvurulabilecek Kaynaklar

  • Aktan, C. C. & Börü, D. (2007). Kurumsal sosyal sorumluluk. İçinde C. C. Aktan (Ed.), Kurumsal Sosyal Sorumluluk: İşletmeler ve Sosyal Sorumluluk (ss. 11-36).
  • Elçi, Ş. & Karataylı, İ. (2008). İnovasyon Rehberi: Kârlılık ve Rekabetin El Kitabı. İstanbul: Technopolis Group Türkiye.
  • Erdoğan, B. Z. (2009). Pazarlama küresel krizin suçlusu mu kurtarıcısı mı? Tüketim ve Tüketici Araştırmaları Dergisi, 1(1), 41-51.
  • Altunışık, R., Özdemir, Ş. & Torlak, Ö. (2017). Pazarlama İlkeleri ve Yönetimi. İstanbul.
  • Ferrel, O. C., Hirt, G. A. & Ferrel, L. (2017). İşletme (Çev. Ed. U. Akküçük). Ankara: Nobel Yayınevi.
  • Armstrong, M. (2017). Armstrong’un Stratejik İnsan Kaynakları Yönetimi El Kitabı (6. b., Çev. Y. D. Gürol & E. Gemici). Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık.
  • Fırat, S. Ü. & Fırat, O. Z. (2017). Sanayi 4.0 Devrimi Üzerine.
🎯

Bu makaleyi ne kadar anladın?

5 dakikalık testle kendin için ölç.

Reklam Alanı [1234567890]

Haftalık akademik özet için bültenimize katıl

Yeni makaleler ve seçkiler doğrudan e-posta kutuna.

Aboneliğinizi istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz. Gizlilik Politikası

Bu makaleyi paylaş

X (Twitter)LinkedInE-posta