İktisadın Tanımı ve Kapsamı
İktisat, bireylerin, firmaların, kurumların ve devletin karar verme süreçlerini ve bu kararların sonuçlarını inceleyen sosyal bir bilim dalıdır. 19. yüzyıl iktisatçısı Alfred Marshall iktisadı "insanoğlunun normal yaşamındaki sıradan ilişkilerini inceleyen bir bilim dalı" olarak tanımlamıştır. Günlük yaşamda karşılaşılan pek çok olayın —bir boşanmanın, bir savaşın, çevre kirliliğinin ya da yeni bir teknolojinin ortaya çıkışının— arkasında iktisadi nedenler yatmaktadır. Bu yönüyle iktisat, tüm bireyleri, kurumları ve toplumları doğrudan ilgilendiren bir bilim alanıdır.
İktisat bu incelemesini iktisadi teori, model ve veriler aracılığıyla gerçekleştirir. Ekonomik model, gerçek dünyadaki ilişkilerin daha basit biçimde ifade edilmesidir; çoğu zaman matematiksel bir yapıya sahiptir. Bir mimar binayı inşa etmeden önce bilgisayarda modellediği gibi, iktisatçılar da iktisadi olayları modelleyerek açıklamaya çalışır. Modelden elde edilen sonuçlar gerçek dünya ile uyum sağlarsa, o alanda bir ekonomik teori geliştirilmiş olur. Teoriler ise varsayım ve hipotezlerden oluşur; iktisatçılar bu teorileri geleceği tahmin etmek amacıyla kullanır. Örneğin bir ekonomi sürekli cari açık veriyorsa yabancı paraların Türk Lirası karşısında değer kazanacağı öngörülebilir.
İktisat, pozitif ve normatif olmak üzere iki temel yaklaşımı kapsar. Pozitif iktisat, mevcut durumu olduğu gibi açıklar ve test edilebilir ifadeler içerir. "Türkiye'nin 2011 yılı dış ticaret açığı yüksektir" ifadesi buna örnek gösterilebilir; bu önerme verilerle sınanabilir ve herhangi bir değer yargısı taşımaz. Normatif iktisat ise görüş ve değer yargılarını barındırır. "Dış ticaret açığını azaltmak için bazı ithal mallar yurtiçinde üretilmelidir" ifadesi normatif bir önermedir; doğrudan test edilmesi mümkün olmayabilir ve herkes tarafından paylaşılmayabilir. Bununla birlikte normatif iktisadı belirleyen unsurlar arasında pozitif iktisadın olguları da yer alır; bu iki yaklaşım birbirini tümüyle dışlamaz.
Kendi içinde pek çok alt dala ayrılan iktisat, en temel biçimiyle mikroiktisat ve makroiktisat olarak ikiye ayrılır. Mikroiktisat, tüketicilerin ve firmaların davranışlarını ve bu iki grubun karşılıklı etkileşimini inceler. Bir malın fiyatının belirlenmesi, firmanın üretim kararları ya da bireyin çalışma-boş zaman tercihi mikroiktisadın konuları arasındadır. Makroiktisat ise ulusal ya da küresel ölçekteki iktisadi olay ve değişkenleri ele alır; enflasyon, işsizlik, döviz kurları, uluslararası sermaye hareketleri bu alanın inceleme konularına girer. Her ne kadar iki dal farklı soruları ele alsa da pek çok iktisadi problemin hem mikro hem de makro boyutu bulunduğundan, aralarına keskin bir sınır çizmek güçtür. Örneğin bir mal üzerindeki katma değer vergisi oranında yapılan mikro düzeydeki bir değişiklik, bütçe açığı gibi bir makro değişkeni doğrudan etkileyebilir.
Kıtlık, Tercih ve Fırsat Maliyeti
İktisadi sorunların temelinde kaynakların kıtlığı yatar. İhtiyaçların, bu ihtiyaçları karşılayacak kaynaklardan fazla olması durumuna kıtlık denir. Kıtlık yalnızca ekmek ya da su gibi temel gereksinimlerden yoksun olmak anlamına gelmez; cebinde 50 kuruş olup 1 liralık dondurma almak isteyen bir çocuğun durumu da, tatil parasını bir türlü biriktiremeyen bir devlet memurunun durumu da iktisadi anlamda kıtlığa örnek gösterilebilir. Tıpkı bireyler gibi toplumların ve ülkelerin de kaynakları kıttır; kimimizin parası, kimimizin toprağı, kimimizin zamanı kısıtlıdır.
Kıtlığın istisnaları serbest mallardır. İhtiyaç duyulan miktarda var olan ve bedel ödenmeksizin tüketilebilen mallar bu kategoriye girer; şimdilik hava buna örnek gösterilebilir. Buna karşın insan ihtiyaçlarının giderilmesinde kullanılan ve çoğu zaman ihtiyaç duyulan miktardan daha az bulunan mallara iktisadi mallar denir. Otomobil, ekmek gibi somut ürünlerin yanı sıra kuaförlük, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi hizmetler de bu tanımın kapsamına girer; ortak özellikleri tüketim ya da kullanım yoluyla bireylere fayda sağlamalarıdır.
Sonsuz ihtiyaçlar karşısında kıt kaynaklar, zorunlu olarak tercih yapmayı gerektirir. İktisat biliminin özü de bu seçimdedir: hem seçimin nasıl yapılacağı hem de bu seçimin sonuçları iktisadın ilgi alanı içindedir. İktisatçılar, karar alıcıların bu süreçte rasyonel davrandığını varsayar. Rasyonel davranış; tüm yarar ve zararları gözetilmiş, kendi içinde tutarlı ve karar alıcının amacına en iyi biçimde ulaşmasını sağlayan davranış biçimidir. Bireysel çıkarını en çoğa çıkarmayı amaçlayan bu rasyonel insana iktisadi insan (homo economicus) denir.
Her tercih, bir şeyi elde ederken başka bir şeyden vazgeçmeyi zorunlu kılar; buna ödünleşme (trade-off) adı verilir. Herhangi bir şeyi elde etmek için vazgeçilen en değerli alternatif ise o tercihin fırsat maliyetidir. Pazar günü fazla mesai yapmanın fırsat maliyeti, aile ile gidilemeyen piknik ya da izlenemeyen bir film olabilir. Fırsat maliyetini parasal maliyetten ayırt etmek önemlidir. Saatte 10 TL kazanan bir taksi şoförü, 10 TL bilet ücretiyle 2 saatlik bir filme gittiğinde yalnızca 10 TL parasal maliyet üstlenmez; çalışmadığı 2 saatin fırsat maliyeti olan 20 TL'yi de göz önünde bulundurmak gerekir. Bu durumda sinemaya gitmenin toplam fırsat maliyeti 30 TL'dir.
Bireysel kararların yanı sıra toplumsal tercihler de fırsat maliyeti doğurur. Tüm büyük şehirleri hızlı trenle birbirine bağlamak ile eğitime ayrılan bütçeyi iki katına çıkarmak arasında tercih yapmak zorunda kalan bir ekonomi buna somut bir örnektir. Ekonomilerin bu tercihlerini ve kararlarının fırsat maliyetini göstermek için üretim imkânları sınırı (eğrisi) kullanılır. Bu eğri, bir ekonominin mevcut tüm kaynaklarını ve teknolojisini kullanarak ulaşabileceği üretimin sınırlarını ortaya koyar. Eğrinin negatif eğimli olması, her tercihin bir fırsat maliyeti taşıdığını ve iki seçenek arasında kaçınılmaz bir ödünleşmenin var olduğunu gösterir.
Bir kararın fırsat maliyeti tek başına yeterli bir ölçüt değildir; iktisatçılar daha çok bir eylemin yarattığı ilave maliyete ve ilave yarara odaklanır. Bir şeyi yapmanın yarattığı ilave maliyete marjinal maliyet, o eylemden elde edilen ilave yarara ise marjinal fayda denir. Bu iki unsuru birlikte değerlendirmeye marjinal analiz adı verilir. Bir eylemin marjinal faydası marjinal maliyetinden büyükse o eylemi gerçekleştirmek rasyoneldir; bu yolla alınan kararlar optimal karar olarak nitelendirilebilir.
Ekonomik birimlerin davranışlarını etkileyen iki temel mekanizma ikame ve teşviktir. Bir eylemin fırsat maliyeti arttığında, bireyler o eylemi yakın ikamesiyle değiştirebilir. Örneğin Eskişehir-Ankara otobüs fiyatları yükselirse yolcular treni tercih edebilir. Bir davranışın fırsat maliyetinin ya da marjinal yarar ve maliyetlerinin değişmesi sonucu başka bir davranışla ikame edilmesine zemin hazırlayan etki ise teşvik olarak adlandırılır. Teşvik bir ödül ya da ceza biçiminde olabilir. Sigaradan alınan vergilerin artırılması, sigara fiyatını yükselterek tüketimi azaltmaya yönelik bir teşvik örneğidir.
İktisadın Temel Soruları ve Ekonomik Sistemler
Her ekonominin cevaplamak zorunda olduğu dört temel soru vardır: ne üretilecek, ne kadar üretilecek, nasıl üretilecek ve kim üretecek.
Ne üretilecek? sorusu, hangi mal ve hizmetlerin ekonomide var olacağını belirler. Serbest piyasa ekonomilerinde bu sorunun yanıtını büyük ölçüde fiyatlar verir; firmalar maliyetinin üzerinde fiyatlanabilen, dolayısıyla kâr marjı yüksek olan malları üretmeyi tercih eder. Kasetçalar Walkman'ın 2000'li yıllarda üretilmemesi ya da Levi's marka kotların uzun yıllar boyunca üretilmeye devam etmesi bu dinamiğin yansımalarıdır. Bazı koşullarda devlet de bu soruya yanıt verebilir; Cumhuriyet'in ilk yıllarında özel teşebbüsün yeterince gelişmediği dönemde "ne üretilecek?" sorusunun önemli bir bölümü devlet tarafından yanıtlanmıştır.
Ne kadar üretilecek? sorusunun yanıtı da ekonomik sisteme göre farklılaşır. Serbest piyasa ekonomilerinde arz ve talep dengesi fiyatlar aracılığıyla üretim miktarını belirler. Türkiye'de konut talebinin uzun süre arzın üzerinde seyretmesi, hem konut fiyatlarının ve kiralarının yükselmesine hem de devletin bu piyasada aktif rol üstlenmesine yol açmıştır. Üretim bileşimlerinin zaman içinde değiştiği de gözlemlenir; 1960 yılında Türkiye'de toplam katma değerin yüzde 56'sı tarım sektöründen gelirken bu oran 2017'de yüzde 6,1'e gerilemiştir. Ekonomiler geliştikçe hizmet sektörünün toplam üretim içindeki payı artarken tarımın payı azalmaktadır; 2017 yılı verileri bu eğilimi Türkiye, ABD ve Çin örneklerinde açıkça ortaya koymaktadır.
Nasıl üretilecek? sorusunun yanıtını, ekonominin sahip olduğu kaynaklar ve teknoloji düzeyi belirler. Mal ve hizmetlerin üretimi için gerekli kaynaklara üretim faktörleri denir; temel üretim faktörleri emek, sermaye, toprak ve girişimliktir. Emeğin bol olduğu ekonomilerde emek-yoğun teknolojiler ön plana çıkarken, sermayenin bol olduğu ekonomilerde sermaye-yoğun üretim biçimleri tercih edilir. Teknoloji düzeyi de belirleyici bir etkendir; 20. yüzyılın başlarında robotlarla otomobil üretimi söz konusu değilken, 21. yüzyılda el yapımı otomobil bulmak güçtür.
Kim üretecek? sorusu ise hangi ekonomik sistemin geçerli olduğuna bağlıdır. Merkezi planlama ekonomilerinde bu soruların yanıtını devlet verir. Serbest piyasa ekonomilerinde ise kendi çıkarını maksimize etmeyi amaçlayan bireyler ve firmalar bu kararları alır. Günümüzde ne tam anlamıyla kumanda ekonomisinden ne de tam serbest piyasa ekonomisinden söz etmek mümkündür; pek çok ülkede devletin piyasalara çeşitli düzeylerde müdahale ettiği karma ekonomik sistem uygulanmaktadır. Serbest piyasa ekonomilerinde bu dört temel sorunun yanıtını her ekonomik birimin kendi çıkarını maksimize etmek üzere verdiği rasyonel kararlar otomatik olarak üretir. 18. yüzyıl iktisatçısı Adam Smith bu mekanizmayı "görünmez el" olarak adlandırmıştır; ona göre bireylerin ve firmaların kendi çıkarları peşinde koşması toplumun çıkarıyla doğrudan ilişkilidir. Her birey ve ekonomik birim kendi çıkarını en çoğa çıkarmaya çabalarsa toplumun çıkarı da en çoğa çıkabilir.
Günümüzde ne tam anlamıyla merkezi planlama ekonomisinden ne de tam serbest piyasa ekonomisinden söz etmek mümkündür. Pek çok ülkede devletin piyasalara çeşitli düzeylerde müdahale ettiği karma ekonomik sistem uygulanmaktadır.
Önemli Noktalar
- İktisat; bireylerin ve kurumların kıt kaynaklar karşısında verdikleri kararları ve bu kararların sonuçlarını inceler; pozitif iktisat mevcut durumu açıklarken normatif iktisat değer yargıları içeren önermeleri ele alır.
- Mikroiktisat bireysel tüketici ve firma kararlarını, makroiktisat ise enflasyon, işsizlik ve büyüme gibi ulusal ölçekteki değişkenleri inceler.
- Kıtlık, ihtiyaçların bu ihtiyaçları karşılayacak kaynaklardan fazla olmasıdır; kıtlık tercih yapmayı, tercih ise fırsat maliyetini zorunlu kılar.
- Fırsat maliyeti; bir tercihte elde edileni değil, o tercih nedeniyle vazgeçilen en değerli alternatifi ifade eder; parasal maliyet ile karıştırılmamalıdır.
- Marjinal analiz; bir eylemin ilave maliyetini (marjinal maliyet) ile ilave yararını (marjinal fayda) karşılaştırarak optimal kararı ortaya koyan iktisadi yöntemdir.
- Her ekonomi dört temel soruya yanıt vermek zorundadır: ne, ne kadar, nasıl ve kim üretecek; bu soruların yanıtlarını serbest piyasalarda fiyat mekanizması, merkezi ekonomilerde ise devlet belirler.
Temel Kavramlar
| Kavram | Tanım |
|---|---|
| Kıtlık | İhtiyaçların bu ihtiyaçları karşılayacak kaynaklardan fazla olması; iktisadi sorunların temel kaynağı |
| Fırsat Maliyeti | Bir tercih yapılırken vazgeçilen en değerli alternatifin değeri; parasal maliyeti aşan ve her kararın içerdiği gerçek maliyet |
| Marjinal Analiz | Bir eylemin ilave (marjinal) maliyetini ilave (marjinal) faydası ile karşılaştırarak optimal kararı belirleme yöntemi |
| Pozitif İktisat | Mevcut ekonomik durumu olduğu gibi açıklayan, test edilebilir ve değer yargısı taşımayan önermelere dayanan iktisat yaklaşımı |
| Normatif İktisat | Değer yargılarını ve görüşleri içeren, "nasıl olmalı?" sorusunu yanıtlamaya çalışan iktisat yaklaşımı |
| Karma Ekonomi | Serbest piyasa mekanizması ile devlet müdahalesinin birlikte işlediği; günümüzün çoğunluğunu oluşturan ekonomik sistem |
Başvurulabilecek Kaynaklar
- Ertek, T. (2009). Temel Ekonomi (Basından Örneklerle). İstanbul: Beta Yayınevi.
- Ekinci, N. K. (2011). Modern Mikro İktisat. Ankara: Efil Yayınevi.
- Parkin, M. (2010). İktisat (9. Baskıdan çeviri). İstanbul: Akademi Yayıncılık.
- Katz, M. L. & Rosen, H. S. (1998). Microeconomics. Boston: Irwin/McGraw-Hill.
- Barreto, H. (2009). Intermediate Microeconomics with Microsoft Excel. Cambridge: Cambridge University Press.
- McEachern, W. A. (1997). Microeconomics: A Contemporary Introduction. Ohio: ITP.
- Pindyck, R. S. & Rubinfield, D. L. (2004). Microeconomics (6th ed.). Boston: Pearson.