Sofiapedi
Tarih ve MedeniyetTemel

Osmanlı'da Yenilik Arayışları: Sened-i İttifak'tan Tanzimat'a

Rusçuk Ayanı Alemdar Mustafa Paşa'nın on bin kişilik kuvvetiyle İstanbul'a yürümesi, Osmanlı siyasi tarihinde bir dönüm noktası oldu. Saray'a yapılan bu ba

·6 dk okuma

Sened-i İttifak: Merkez ile Taşra Arasında Bir Uzlaşma Belgesi

Rusçuk Ayanı Alemdar Mustafa Paşa'nın on bin kişilik kuvvetiyle İstanbul'a yürümesi, Osmanlı siyasi tarihinde bir dönüm noktası oldu. Saray'a yapılan bu baskın sırasında IV. Mustafa, hal' edilmesini önlemek amacıyla III. Selim'i öldürttü. Baskının ardından II. Mahmut tahta çıkarıldı; Alemdar Mustafa Paşa ise sadrazam oldu.

Yeni padişah, tahta geçer geçmez merkezî otoriteyi yeniden tesis etmeyi öncelikli hedef olarak belirledi. Sadrazamın yönlendirmesiyle merkezi zayıflatan yerel iktidar odakları olan ayanlar kontrol altına alınmak istendi. Bu amaçla 29 Eylül 1808'de ayanlar ile Yeniçeri Ocağı temsilcilerinin katılımıyla bir toplantı düzenlendi; ayanların hak ve imtiyazları, devlete karşı sorumlulukları ve devletin ayanlara karşı tutumu masaya yatırıldı. Varılan mutabakat sonucunda 7 Ekim 1808'de Sened-i İttifak belgesi imzalandı.

Belgenin içeriği birden fazla tarafın çıkarlarını dengelemeye yönelikti. Ayanlar padişaha sadakatlerini ilan ederken padişah da ayanları koruma güvencesi veriyordu. Ayanlar vergileri merkezi yönetimin isteği doğrultusunda toplayacak, kendi bölgelerinin dışına el uzatmayacakları konusunda teminat veriyordu. Sadrazam ise keyfi davranışlarda bulunmayacağını ve ayanların etki alanlarına karışmayacağını kabul ediyordu. Bunlara ek olarak ayanların mallarının babadan oğla geçmesi usulü de Saray tarafından resmen tanındı.

Senet yalnızca merkez-taşra ilişkilerini düzenlemekle kalmıyor; reayaya zulmün yasaklanması, haksız ve ezici vergilere son verilmesi, soruşturma yapılmadan ceza verilmemesi gibi kişi haklarını koruyucu hükümler de içeriyordu. Bu yönüyle belge, Osmanlı'nın anayasallaşma sürecinde önemli bir başlangıç noktası olarak kabul edilmektedir. Osmanlı tarihinde merkezî otorite ilk kez bu belgeyle sınırlandırılmış; ancak Alemdar Mustafa Paşa'nın imzalanmasından yalnızca beş hafta sonra öldürülmesiyle Sened-i İttifak uygulanma fırsatı dahi bulamadan tarihin sayfaları arasında kalmıştır.


Dış Baskılar: İsyanlar, Antlaşmalar ve Büyük Devletlerin Müdahalesi

II. Mahmut dönemi, yalnızca iç yenilik çabalarıyla değil ardı ardına gelen dış tehditler ve toprak kayıplarıyla da şekillendi. İngiltere, Napolyon orduları karşısında yalnız kaldığı dönemde Osmanlı ile barışa yönelerek 5 Ocak 1809'da Kal'a-yı Sultaniye Antlaşması'nı imzaladı; bu antlaşmayla İngilizler, Boğazların Ruslara kapatılması hükmünü kabul etti. Öte yandan 1806'dan beri süren Osmanlı-Rus savaşı Osmanlı yenilgisiyle noktalandı ve 28 Mayıs 1812'de imzalanan Bükreş Antlaşması ile Prut Nehri-Tuna ağzı iki devlet arasında sınır olarak belirlendi; Osmanlı aynı zamanda Sırplara imtiyaz verilmesini de kabul etmek zorunda kaldı.

Balkanlar'daki milliyetçi hareketler bu süreçte hız kazandı. Sırbistan'da patlak veren ilk milliyetçi isyan Rusların teşvik ve desteğiyle büyüdü. Osmanlı Devleti Ekim 1813'te isyanı geçici olarak bastırabilse de Rusya'nın desteğiyle 1815 Temmuz'unda yeniden alevlenen ayaklanmalar karşısında 1816'da Sırplara özerk prenslik statüsü vermek durumunda kaldı. Bu statü, 7 Ekim 1826'da imzalanan Akkerman ve 14 Eylül 1829'da imzalanan Edirne Antlaşmalarıyla tescillendi; Eylül 1830'da ise özerk Sırbistan'ın kuruluşu ilan edildi.

Rumların isyan hareketi de Rusların kışkırtmasıyla gelişti. Şubat 1821'de Rus Çarı'nın Rum asıllı yeğeni İpsilanti önderliğinde Eflak'ta başlayan ilk kıpırdanmayı, Mart 1821'de Mora'da patlak veren ve kısa sürede orta ve güney Yunanistan'a yayılan büyük isyan izledi. Osmanlı, isyanı bastırabilmek için Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'dan yardım istemek zorunda kaldı; Mısır kuvvetleri Mora'da önemli başarılar kazandı. Ancak Rusların savaş tehdidinde bulunması üzerine Osmanlı 7 Ekim 1826'da Akkerman Antlaşması'nı imzaladı. İngiltere ve Rusya'nın 1827 Nisan'ında, Fransa'nın Temmuz'unda imzaladığı protokolle üç büyük devlet Yunanlıların bağımsızlığını destekledi. Osmanlı bu protokolü iç işlerine müdahale olarak protesto edince müttefik donanmaları 20 Kasım 1827'de Navarin Limanı'ndaki Osmanlı donanmasını yakarak imha etti. Nihayet 14 Eylül 1829'da imzalanan Edirne Antlaşması ile Osmanlı, Yunanistan'ın bağımsızlığını resmen kabul etmek durumunda kaldı.


Mehmet Ali Paşa Sorunu ve Osmanlı'nın Uluslararası Açmazı

Kavalalı Mehmet Ali Paşa, Mısır'da zamanla neredeyse bağımsız bir iktidar odağı haline geldi. 1811'de Kölemen beylerini tasfiye ederek tüm Mısır'a hâkim oldu; 1818'de Vahhabi İsyanı'nı bastırarak Basra Körfezi'ni ele geçirdi. 1820'ye gelindiğinde Mısır'ın yanı sıra Arabistan ve Sudan da onun denetimindeydi. Bu hızlı yükselişin arkasında Mısır'da hayata geçirdiği köklü yenilikler yatıyordu. Nizam-ı Cedit'ten ilham alarak Nizamiye adını verdiği Avrupa tarzı bir ordu kurdu; bu orduda Napolyon ordusundan ayrılmış subaylardan yararlandı. Ordunun ihtiyaçlarını karşılamak için iltizam ve vakıf arazilerini ağır vergilerle devlet hazinesine bağladı; on yıl içinde tüm Mısır topraklarını devlet arazisi hâline getirdi. Pamuk ekimini özendirerek tarımı canlandırdı; pamuğu hem ihraç ürünü hem de yerli fabrikalar için hammadde olarak değerlendirdi. Bu sayede Mısır'ın geliri 1805'teki 13 bin keseden kısa sürede 400 bin keseye yükseldi ve Mısır İstanbul'a yılda 12 bin kese vergi gönderecek güce erişti. Mehmet Ali Paşa ayrıca 1829'da Vekayi-i Mısriyye adıyla Mısır'ın ilk resmî gazetesini yayımladı, Avrupa'ya öğrenciler gönderdi ve bir tıp okulu açtı.

Mora İsyanı'nı bastırma karşılığında yalnızca Girit'le yetindirilmesinden hoşnut olmayan Mehmet Ali Paşa, 20 Ekim 1831'de oğlu İbrahim Paşa komutasındaki otuz beş bin kişilik kuvveti Suriye üzerine yürüttü. Kütahya'ya kadar ilerleyen İbrahim Paşa, Adana'yı talep etti; kabul edilmemesi durumunda ordusunun İstanbul'a yürüyeceği tehdidinde bulundu. Fransa Mehmet Ali Paşa'yı destekler, İngiltere ise o sıralarda kendi iç meselelerine ve Avrupa siyasetine odaklanmış durumdayken Osmanlı yardım için yalnızca Rusya'ya başvurabildi. 5 Nisan 1833'te Rus filosu Beykoz'a asker çıkardı. Rusya'nın bu hamlesi İngiltere ve Fransa'nın dikkatini Mehmet Ali Paşa üzerine çevirmesiyle 8 Nisan 1833'te Kütahya'da bir uzlaşmaya varıldı; İbrahim Paşa'ya Cidde, Şam, Halep valilikleri ile Adana muhassıllığı, Mehmet Ali Paşa'ya ise Mısır'ın yanı sıra Girit Valiliği verildi.

Buna karşın II. Mahmut olası yeni tehditlere karşı hazırlıklı olmak amacıyla 8 Temmuz 1833'te Rusya ile Hünkâr İskelesi Antlaşması'nı imzaladı. Sekiz yıllık bu ittifak ve yardım anlaşmasına göre Ruslar yeni bir saldırı durumunda Osmanlı'ya yardıma gelecek; karşılığında Boğazlar Rusya'ya açılacaktı. İngiltere ve Fransa bu değişikliği kabul etmeyeceklerini ilan edince yeni bir kriz doğdu; kriz ancak Rusya'nın antlaşmayla elde ettiği hakları Avusturya ile paylaşmayı kabul etmesiyle aşılabildi. Böylece Osmanlı, yalnız Rusya'nın değil diğer Avrupa devletlerinin de müdahalesine açık bir konuma düştü.

Mısır sorununu kesin biçimde çözmek ve İngiltere'nin desteğini kazanmak amacıyla II. Mahmut 16 Eylül 1838'de Osmanlı-İngiliz Ticaret Antlaşması'nı, bilinen adıyla Balta Limanı Antlaşması'nı imzaladı. Bu antlaşmayla İngiliz tüccarlara kapitülasyonları da aşan imtiyazlar tanındı; Osmanlı, kendi tüccarlarına dahi vermediği ayrıcalığı İngilizlere verdi, onları iç gümrüklerden muaf tuttu ve belirli ürünlerde kurulan devlet tekeli olan yed-i vahit uygulamasını kaldırdı. Böylece Osmanlı ülkesi açık bir pazar hâline gelirken devletin Avrupalı güçlere iktisadi bağımlılığı da başlamış oldu.


II. Mahmut'un Yenilik Politikaları

II. Mahmut, III. Selim'in yarım bıraktığı modernleşme çabalarını daha kapsamlı ve kararlı biçimde sürdürdü. Yenilikleri askerî alanda temellendi; 14 Ekim 1808'de Sekban-ı Cedit Ocağı kurularak kısa sürede on bin kişilik bir kuvvete ulaşıldı, donanma ve diğer ocakların ıslahı için tedbirler alındı. Ancak Yeniçeriler yeniden ayaklanarak Alemdar Mustafa Paşa'yı öldürdü ve II. Mahmut Sekban-ı Cedit'i dağıtmak zorunda kaldı. Her fırsatta Saray'a karşı isyan tertibinde bulunan ve ıslahat çabalarına dirençle karşılık veren Yeniçeriler, 15 Haziran 1826'da son kez ayaklandılar. İki gün sonra, 17 Haziran 1826'da bu köklü ancak devlet için artık zarar verici hâle gelmiş askerî kurum kapatıldı; bu tarihi olay Vaka-i Hayriye adıyla anılmaktadır. Ocağın lağvedilmesinin ardından Avrupa modelinde düzenlenmiş modern bir ordu olan Asakir-i Mansure-i Muhammediye kuruldu.

İdari ve mali alanlarda da kapsamlı dönüşümler gerçekleştirildi. Vergi sisteminde yeni düzenlemeler yapılarak vilayet vergilerinin merkeze aktarılması sağlandı. 1834'te Evkaf Vekâleti kurularak vakıf gelirleri merkeze bağlandı; tüm devlet gelirlerinin yüzde yetmişi modern ordunun ihtiyaçları için ayrıldı. 30 Mart 1838'de sadrazamlık kurumu Başvekâlet adını aldı. Adli işler için Meclis-i Ahkâm-ı Adliye, idari işler için Dar-ı Şûra-yı Bâb-ı Âli, askerî işler için Dâr-ı Şûra-yı Askerî oluşturuldu; 1838'de ziraat, ticaret, sanayi ve bayındırlık işlerini yürütmek üzere de yeni meclisler açıldı.

Eğitim alanında atılan adımlar da modernleşme sürecinin ayrılmaz bir parçasını oluşturdu. 1824'te İstanbul'da ilköğretimi zorunlu hâle getiren bir ferman yayımlandı; 1838'de Mekteb-i Maarif-i Adliye açılarak yüksek düzeyde memur yetiştirilmeye başlandı. 1831'de Takvim-i Vekayi adıyla Osmanlı'nın ilk resmî gazetesi yayımlandı. Aynı dönemde giyim alanında da köklü değişiklikler yapıldı: Sarık ve kavuk yerini fese bıraktı; Avrupa tarzı uzun pantolon ve ceket yaygınlaştırıldı. 1834'te kurulan posta teşkilatı ise haberleşmeyi standart bir devlet hizmetine dönüştürdü.


Önemli Noktalar

  • Sened-i İttifak (1808), Osmanlı tarihinde merkezi otoriteyi ilk kez sınırlayan belge olarak anayasallaşma sürecinin başlangıç noktası kabul edilir; ancak Alemdar Mustafa Paşa'nın ölümüyle uygulamaya geçirilemeden tarihe karışmıştır.
  • II. Mahmut dönemi, iç yenilik çabalarıyla eş zamanlı olarak yoğun dış baskılar ve toprak kayıpları altında geçmiş; Sırbistan'ın özerkliği (1816) ve Yunanistan'ın bağımsızlığı (1829) bu dönemde kabul edilmek zorunda kalınmıştır.
  • Vaka-i Hayriye (1826) ile Yeniçeri Ocağı lağvedilerek yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye kurulmuş; bu olay, modernleşmenin önündeki en büyük engellerden birinin ortadan kaldırılması olarak değerlendirilmektedir.
  • Balta Limanı Antlaşması (1838), İngiliz tüccarlara iç gümrüklerden muafiyet tanıyarak Osmanlı'yı açık bir pazara dönüştürmüş ve devletin Avrupalı güçlere iktisadi bağımlılığının başlangıcı olmuştur.
  • Mehmet Ali Paşa'nın Mısır'daki reformları, Osmanlı merkezi otoritesine rakip bir model oluşturmuş; hem askeri tehdit hem de modernleşme örneği olarak Osmanlı siyasetini derinden etkilemiştir.

Temel Kavramlar

KavramTanım
Sened-i İttifak1808'de Osmanlı merkezi yönetimi ile ayanlar arasında imzalanan ve her iki tarafın hak ve yükümlülüklerini düzenleyen uzlaşma belgesi.
AyanOsmanlı taşrasında vergi toplama, asker yazma ve düzen sağlama gibi idari işlevleri üstlenen yerel güç odakları; Sened-i İttifak'ın taraflarından biri.
Vaka-i Hayriye15-17 Haziran 1826'da gerçekleşen ve Yeniçeri Ocağı'nın lağvedilmesiyle sonuçlanan tarihi olay; "hayırlı vaka" anlamına gelir.
Asakir-i Mansure-i MuhammediyeVaka-i Hayriye'nin ardından Avrupa modeline göre kurulan modern Osmanlı ordusu.
Balta Limanı Antlaşması1838'de Osmanlı ile İngiltere arasında imzalanan; İngiliz tüccarlara geniş imtiyazlar tanıyan ve Osmanlı'nın dış ticaret politikasını köklü biçimde değiştiren ticaret antlaşması.
Hünkâr İskelesi Antlaşması1833'te Osmanlı ile Rusya arasında imzalanan; Rusya'nın Osmanlı'ya askeri yardım taahhüdünü ve Boğazlar üzerindeki ayrıcalıklarını düzenleyen sekiz yıllık ittifak antlaşması.

Başvurulabilecek Kaynaklar

  • Uzunçarşılı, İ. H. (1988). Osmanlı Tarihi (Cilt IV). Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.
  • Karal, E. Z. (1988). Osmanlı Tarihi (Cilt V). Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.
  • Ortaylı, İ. (2008). İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı. İstanbul: Timaş Yayınları.
🎯

Bu makaleyi ne kadar anladın?

5 dakikalık testle kendin için ölç.

Reklam Alanı [1234567890]

Haftalık akademik özet için bültenimize katıl

Yeni makaleler ve seçkiler doğrudan e-posta kutuna.

Aboneliğinizi istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz. Gizlilik Politikası

Bu makaleyi paylaş

X (Twitter)LinkedInE-posta