Sofiapedi
Dil ve EdebiyatTemel

Romantizm: Duygunun ve Hayal Gücünün Edebiyatı

Romantizm; aklın egemenliğine karşı duyguyu, kurallara karşı özgürlüğü, aristokrasiye karşı halk gerçekliğini öne çıkaran 18.-19. yüzyıl Avrupa edebiyat ve düşünce akımıdır. 1789 Fransız İhtilali ve Rousseau'nun fikirleri bu akımın en güçlü kaynakları arasında yer alır.

·6 dk okuma

Romantizm Nedir?

Romantizm; hem terim hem de akım olarak kolay tarif edilemeyen, ancak özünde insanın aklından çok duygularıyla ilgilenen bir edebiyat ve düşünce hareketidir. Avrupa'da asırlarca süren akılcı klasisizme karşı tepki olarak ortaya çıkar. Romantizm kelimesi, hayali, hayalperest ve acayip olanı tanımlamak üzere fantastik anlamında kullanılmıştır. Kelimeyi modern anlamıyla ilk kullanan Jean Jacques Rousseau'dur.

Romantizm; pozitivist ve rasyonalist anlayışın karşı çıktığı manevi konulara, insanın duygusal yanına önem verdiğinden esasında mistik bir edebiyattır. Bir konunun romantize edilebilmesi için sanatçının duygularının anlatıma katılması şarttır. Romantikler, "Düşünüyorum öyleyse varım" yerine "Düşünüyor ve hissediyorum öyleyse varım" demeyi daha doğru buldular.

Romantizmin Doğduğu Siyasal ve Sosyal Ortam

Romantizmin kökleri 18. yüzyılda atılmıştır. 17. yüzyıldaki Otuz Yıl Savaşlarının ortaya çıkardığı sefaletin sonuçlarına göre şekillenen Avrupa düşüncesi; mistisizm ve mezhep savaşlarından bunalan Avrupalı aydınları, akılcılığı tek ve en önemli yol olarak benimsemeye itmişti. Aydınlanma Çağı'nın bu iyimserliğini 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren sorgulamaya başlayan bir akım gelişti.

Romantizmin bu tohumları birkaç kaynaktan beslendi:

  • Jean Jacques Rousseau (1712-1778): 1730'lardan itibaren kaleme aldığı Toplum Sözleşmesi, Emile ve İtiraflar gibi eserleriyle klasisizmin dünya görüşünü sarstı. Rousseau; insanın doğasını belirleyen ilkelerin doğadan değil, kültürden ve kanundan geldiğini savunarak bireyin özgürlüğünü ve doğallığını ön plana çıkardı.
  • Sturm und Drang hareketi (1767-1785): Almanya'da gelişen ve "Coşku ve Fırtına" anlamına gelen bu akım; Schiller ve Goethe gibi yazarların öncülüğünde aklı ve kuralı reddederek sezgiyi, duyguyu ve bireysel deneyimi savundu.
  • 1789 Fransız İhtilali: İhtilal; kurumların, düşüncelerin ve zevklerin değişmesini hazırladı. Bastille'in zaptı, romantizmin özgürlükle olan ilişkisinin simgesi haline geldi; bireyin özgürlük tutkusu ve romantik duyarlılık yeni bir yön buldu.

Romantizmin İlkeleri

Romantizm ile klasisizm arasındaki temel ayrımlar, akımın ilkelerini netleştirir:

  1. Halk dili ve evrensel kapsam: Klasikler üst sınıfların hayatını yüksek bir dille anlatırken romantikler, geniş halk yığınlarının diliyle yazmayı benimsedi. Mahalli dillerin edebiyatını, folklorunu, tarihini ve kültürünü ele almak gerektiğini savundular.

  2. Tür sınırlarının yıkılması: Klasisizmde edebi türler arasında kesin kurallar vardı ve yeni tür yaratmak imkânsız sayılıyordu. Romantikler bu anlayışa karşı çıkarak trajedi ile komedi arasında dram adlı yeni bir tür ürettiler; nesri ve nazmı birbirine yaklaştırarak mensur şiire yakın örnekler kaleme aldılar.

  3. Bireycilik ve özgürlük: Romantikler özgürlükçüdürler. Onlara göre birey, dışarıdan dayatılan kuralları sorgulamak suretiyle aşabilir; kendi doğasına aykırı olan kuralları dikkate almayabilir. Bu özgürlük arzusu çoğu zaman romantikleri yalnız ve melankolik figürlere dönüştürmüş; onlar "bohem" bir hayat yaşamayı tercih etmiştir.

  4. Duygu ve hayal gücünün önceliği: Romantikler; sorgulayan, düşünen ve hisseden sanatkârlardır. Rahatına düşkün, hiçbir sorusu olmayan insanları dar kafalı olarak nitelendirdiler. İnsan hayatı onlara göre her an yeni keşiflerin kapısını aralayan bir yolculuktur.

  5. Tarihe ve doğaya ilgi: Romantikler; Orta Çağ, folklorik anlatılar ve doğa onlara zengin bir ilham kaynağı oldu. Sanayileşmenin büyük şehirler yarattığı bir çağda, romantikler kalabalıklar arasındaki yalnız insanı anlatmayı tercih ettiler.

  6. Zıtların birliği: Romantizmin en temel ilkelerinden biri; zıtlar arasında bir denge kurmak isteğidir. Bu düşünce; ölüm-hayat, ışık-karanlık, tutku-akıl gibi karşıtlıkların bir arada var olduğu metinlerde farklı biçimlerde yinelenmiştir.

Ulusal Romantizmler

Romantizm Fransa dışındaki Avrupa ülkelerinde farklı yönleriyle etkili oldu. Bu yüzden tek bir romantizmden söz etmek mümkün değildir.

Almanya'da romantizm: Schlegel kardeşler önderliğinde 1798'de çıkarılan Athenaeum dergisi Alman romantizminin manifestosu sayılır. Alman romantikler felsefe ve müzik alanında da güçlü etkiler bıraktı. Beethoven, Chopin ve Wagner romantik dönemde müziği kitlelere taşıdı.

Fransa'da romantizm: 1820'den itibaren Victor Hugo önderliğinde güçlü bir hareket hâline geldi. Hugo'nun 1830'da sahnelenen Hernani adlı piyesi romantizmin kesin zaferinin ilanı kabul edilir. Chateaubriand'ın Hristiyan romantizmi de akımın meşrulaşmasında belirleyici rol oynadı.

İngiltere'de romantizm: İngiliz siyasi devrimini 17. yüzyılda, sanayi devrimini ise 18. yüzyılda yaşamış olan İngiltere'de romantizm klasisizmle daha erken ayrıştı. Walter Scott tarihi romanları, Lord Byron ve Keats ise şiirleriyle İngiliz romantizminin başlıca temsilcileri oldu.

Türk Edebiyatında Romantizm

  1. yüzyıl modern Türk edebiyatı da romantizmden etkilenmiştir. Tanzimat edebiyatının öncülerinden Namık Kemal; kendi eserlerini romantik ilkelere göre kaleme aldı. Fransız edebiyatıyla ilişkisi çeviriler üzerinden başlamış olan Namık Kemal, yapamadığı şeyleri çeviriler yoluyla Türkçeye kazandırmayı amaçlamıştır.

Romantizm; Alman romantikleri aracılığıyla felsefede, Fransız romantikleri aracılığıyla ise edebiyat ve sanatta tanınmış eserler ortaya koymuş; 19. yüzyıldan günümüze dünya edebiyatında değişik başlıklar altında etkisini sürdürmektedir.


Önemli Noktalar

  • Romantizm; aklı ve kuralı egemen kılan klasisizme karşı duyguyu, özgürlüğü ve bireyselliği ön plana çıkaran 18.-19. yüzyıl edebiyat ve düşünce akımıdır.
  • Rousseau'nun bireysel özgürlük fikirleri, Sturm und Drang hareketi ve 1789 Fransız İhtilali romantizmin üç temel kaynağını oluşturur.
  • Romantikler; halk diliyle yazmayı, tür sınırlarını yıkmayı (dram türünün üretilmesi), duygu ve hayal gücünü, zıtların birliğini ve tarihe ilgiyi temel ilkeler olarak benimsedi.
  • Romantizm Almanya, Fransa, İngiltere ve diğer ülkelerde farklı biçimlerde şekillendi; tek bir romantizmden söz etmek mümkün değildir.
  • Victor Hugo'nun 1830 tarihli Hernani piyesi Fransız romantizminin zafer ilanı kabul edilir.
    1. yüzyılda Namık Kemal öncülüğünde Türk edebiyatı da romantizmin etkisine girdi.

Temel Kavramlar

KavramTanım
RomantizmAklın egemenliğine karşı duyguyu, bireyselliği ve özgürlüğü öne çıkaran; 18.-19. yüzyıl Avrupa edebiyat ve düşünce akımı
KlasisizmAkıl, kural ve antik Yunan-Roma geleneğine dayanan, sanatsal türler arasında kesin sınırlar koyan önceki edebiyat akımı
Sturm und Drang1767-1785 yılları arasında Almanya'da etkili olan ve "Coşku ve Fırtına" anlamına gelen ön-romantik edebiyat hareketi
DramRomantiklerin trajedi ile komedi arasında kurgulayarak tiyatroya kazandırdığı karma edebi tür
Zıtların BirliğiRomantizmin temel ilkelerinden biri; yaşam-ölüm, tutku-akıl gibi karşıtların birlikte var olduğunu kabul eden anlayış
Pre-romantizm1750'den sonraki dönemde tam anlamıyla romantizme geçişin hazırlık evresi; melankoli, doğa sevgisi ve bireycilik temalarının ilk belirişi

Başvurulabilecek Kaynaklar

  • Wellek, R. (1963). Concepts of Criticism. New Haven: Yale University Press.
  • Abrams, M.H. (1971). The Mirror and the Lamp: Romantic Theory and the Critical Tradition. Oxford: Oxford University Press.
  • Berlin, I. (1999). The Roots of Romanticism. London: Chatto & Windus.
  • Hugo, V. (2004). Hernani (Çev. S. Rifat). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
🎯

Bu makaleyi ne kadar anladın?

5 dakikalık testle kendin için ölç.

Reklam Alanı [1234567890]

Haftalık akademik özet için bültenimize katıl

Yeni makaleler ve seçkiler doğrudan e-posta kutuna.

Aboneliğinizi istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz. Gizlilik Politikası

Bu makaleyi paylaş

X (Twitter)LinkedInE-posta